Odamdayım

Üç yanı duvarla çevrili, dördüncü duvarın olması gereken yerde deniz olan bir mekan. Geniş yeşil çayırlarda özgürce koşması gereken dev atlar denizin içinde debeleniyorlar. Yanımda birileri var galiba. Emin değilim. Kim olduklarını da bilmiyorum. Anladım dediğim anda her şey değişiyor. Akla nasıl güvenebilirim? Çevremi saran gerçeklik aklımla oyunlar oynamaya yemin etmiş. Sonuçta protein ve yağ ve su nasıl başa çıksın onca asitli gerçekle? Akıl organım yavaş yavaş erirken kalbim gümbürdüyor. Dip akıntılarının beni ele geçirmesinden korkuyorum. Korkularımı steril cümlelerle kurmaca okurlarıma sunuyorum. Herkesin içi rahat. Nasılsa her şey kurmaca diye düşünenleri bozmuyorum. Çünkü gerçek acı, pis bir koku gibidir, onu hisseden herkes kaçıp gider. Oysa dışarıda kocaman güzel bir ay var. Yeni ölmüş bir hayvanı kim gömmek için çaba harcar ki…

Murat Gülsoy

Biyografik bilgi için Hakkında sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

No Comments
  • sisifos

    25/09/2015 at 21:47

    “gerçek acı pis bir koku gibidir, onu hisseden herkes kaçıp gider”

  • meryem

    26/09/2015 at 00:08

    Aysız gecelerde ölünmez. Kimi gömdüğünü iyice görmeli insan. Sonra kafası karışır, geceleri ter içinde inleyerek uyanır da ancak tekrar uyuduğu zaman nerede olduğunu anlar. Bunu herkes bilir, kimse söylemez. Sen de ya susmalı ya da durmadan uydurmalısın. Yoksa biliyorsun olacakları. Ve bunu çok önce söylemiştim ben sana. Önüne bakıyor. Sessizlik akşam duası: https://www.youtube.com/watch?v=JgvKMnrig74

  • meryem

    26/09/2015 at 01:27

    İçimi karanlık bir deniz gibi kapladı korku. Yapma. Bazen sadece birinin bunu söylemesi gerekir. Kıpırtısız duruyor kapıda. Dursun da… Yapmasın yeter. Anlamak birden oluyor, korkmak birden.